02 Eylül 2013

What can I do sometimes?

Sırf sıkıntıdan yazı yazılıyormuş, şu anda bunu görüyorum. Amaçsızca yazmaya başlıyorum, bakalım nereye kadar gidecek.

Bu aralar işim gücüm olmadığından kendimi dizi izlemeye verdim. Gençlik dizisi olan Jane by Design'ı bir günde bitirdim. Yönetici asistanlığı alanına yönelmeyi düşündüğüm bir dönemde izleyince tam üstüne geldi. Böyle dedim diye derin anlamlar aramayın dizide, adı üstünde, gençlik dizisi. 16 yaşındaki Jane'in, bir moda şirketine stajyer olarak başvurmak isterken yanlışlıkla yönetici asistanlığına başvurmasıyla başlıyor hikaye. Gerçek yaşını saklayarak iki hayat yaşamaya başlıyor kızımız. Her neyse, izleyin derdim ama 1. sezondan sonra iptal etmişler diziyi ibneler. Bir de öyle bir yerde bitti ki, düşmanına yapılmaz bu yemin ediyorum.

Dün Otona Joshi no Anime Time'ın Jinsei Best 10 hikayesini izlerken fark ettim; 40'ıma geldiğimde yalnız bir kadın olacağım. Hem de işle kafayı bozan tiplerden olacağım kesin. Tabii aklım yıllarca aynı şeyde takılı kalırsa olacağı bu olur.

FMA: Brotherhood'a sonunda başladım. Hatta 28'e kadar geldim, sonunu da göreceğim umarım. Hoş, bütün spoilerları biliyorum ama, olsun. Elric Kyoudai BANZAIII!!!


Tonari no Kaibutsu-kun'un ne zaman giflerini görsem şu anime devam etseydi diye içimden geçirmiyor değilim. Zira ilk bölümden öpüşen bir çiftin olduğu kaç shoujo var ki? Bir de karakterler ne güzel kasmadan akıllarında ne varsa söylüyorlar. Kimi ni Todoke'nin tam tersi işte. Gerçi onu da severim ama mangası baydı.


Arctic Monkeys'i kanlı canlı görmeme sadece 1 hafta kaldı bu arada. Sırf şu herifler için Rock'n Coke zımbırtısına gidiyorum resmen. Neyse, ben göreyim de kendilerini.


New Girl'ü özledim ben.


Bugünkü takıntım bu.


Uykum geldi artık. Kaçtım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder