19 Mayıs 2012

Kişisel Vol. 2

Bu aralar çok sıkılıyorum. Grupla bile ilgilenesim yok. Zaten herkes yine sınav döneminde.
2005'ten beri Eskişehir'deyim ama bu kadar dengesiz bir bahar geçirmedim burada. Güneşle uyanıyorsun, sonra hop yağmur yapıyor, derken hop güneş açıyor, ve yine hop hava kararıyor. Nedir bu ya? (Bak yine güneş çıktı.)
Son zamanlarda ne hikmetse moda ve makyaj bloglarını takip eder oldum. Sanki çok ilgileniyorum da!
Tiyatro işlerine bulaştım bir de. Becerebiliyor muyum konusunda bir fikrim yok.
The Avengers da pek güzeldi ayrıca. Gerçi Robert Downey Jr olduktan sonra her türlü gideri var. Bir de her Marvel uyarlamasında olduğu gibi gözlerim hep Stan Lee'yi aradı. Çıktığı an acıklı sahnelere denk gelmiş olsa da kıkırdamaktan kendimi alamadım. Ayrıca bana mı öyle geldi yoksa filmin komedi dozu Iron Man çıkınca mı arttı? Bir de Hawkeye ve Black Widow çok yakışmamışlar mı?
Dark Shadows filmi de pek bir eğlenceli olacağa benziyor.
Kilo vermem lazım.
Bir haftadır da abuk bir burun yıkama zımbırtısı uygulamaktayım. Yaklaşık bir ay daha böyle şekilden şekle gireceğim. Videodaki abla da öyle bir sümkürme taklidi yapmış ki sanırsın Yeşilçam filmlerinde ağlama rolü yapıyor. Buyrun videosu.
İzlediğim dört dizi de sezon finali yaptı. Kaldım yine dizisiz.
Kendimi de Game of Thrones izlemeye başlamamış tek insanmışım gibi hissediyorum.
The Pierces'ın Kissing you Goodbye klibindeki adam pek hoşmuş ayrıca. Lewis Grant imiş adı da. Ha adını buldum da ne oldu? Hiçbir şey tabii ki, adamı bulmadıktan sonra ne işime yarayacaksa...
Lana Del Rey de pek hoş bir hatun. Dudakları silikon olsa bile içim gidiyor kadına baktıkça. Sonra kendimi sorguluyorum, ben neyim peki diye. Buyrun klibi.
Son olarak da Paul McCartney'den My Valentine gelsin.





Continue Reading...

11 Mayıs 2012

Sakamichi no Apollon

Aslında Sakamichi no Apollon için yazı yazmadan önce biraz daha beklemek istiyordum ama artık daha fazla dayanamadım. Zaten 2012 ilkbahar sezonunun favori animelerinden biri olan bu seri için daha ne kadar bekleyebilirdim ki?
1966 yılıdır, mevsim yazdır, mekan ise Kyushu. Babasının denizci olması sebebiyle bir oraya bir buraya taşınan Nishimi Kaoru adındaki lise öğrencisinin bir sorunu vardır. Her okul değişikliğinde yeni sınıfına alışma sürecinin verdiği stres yüzünden, her seferinde mide bulantıları çekmektedir Kaoru. Fakat kendine gelebileceği bir yer vardır; okulun terası. İşte burada tanışır okulun en belalı tipi Kawabuchi Sentarou ile. Ama tanıştığı sadece Sentarou olmamıştır; aynı zamanda caz müziğin cezbedici etkisiyle de tanışacaktır. Ve böylece başlar bu hikaye.
Sırf yönetmeni Watanabe Shinichiro için bile yüksek bir puanı gözü kapalı kapabilecek bir anime var karşımızda. Tabii bununla birlikte Yoko Kanno gibi bir müzik dehasının harika ezgilerinin de etkisi var. Böyle bir ikili bu işe el attığında ortaya "yeme de yanında yat"lık bir anime çıkmış oluyor. Ama bu kadar mı? Hayır tabii ki. Mangaka Kodama Yuki'yi de unutmamak lazım.
Yazının bundan sonrasında spoiler var. En azından animenin 5. bölümüne kadar izlemediyseniz okumayın derim. Mangayı da okumak gibi bir niyetiniz varsa direkt son kısma geçin.
Anime uyarlama olarak güzel, kesinlikle kötü değil. Ama eksikleri var mı? Evet, bazen ufak tefek bazense cidden büyük eksiklikler. Tabii bunun en büyük etkeninin, animenin sadece 12 bölüm olacağıdır. (En azından bana göre.) Peki 12 bölüm bu animeye yeter mi? Hayır.
Önce ufak tefek eksikliklerden bahsetmeye gerek yok ama büyük iki eksiklikten bahsetmek istiyorum. Sentarou'nun geçmişinde bateriye nasıl başladığı atlandı. Sen'in Amerikan bir denizci ve sevgilisini takip ederken kendisini bambaşka bir yerde bulması, burada zenci bir adam olan Roy'la tanışması ve bu adamın kendisine bateri çalmayı öğretmesi bana göre önemli bir detaydı.
Yine bir spoiler diyerek devam ediyorum. İlerleyen bölümlerde tekrar ele alırlar mı bilmiyorum (pek de sanmıyorum), Kaoru ve annesinin buluşması resmen geçiştirildi. Aslında Kaoru'nun annesi onu neden terk ettiğini, daha doğrusu oğlunun elinden nasıl alındığını açıklıyor. Dahası, Kaoru annesine "Neden mektup yazmadın peki?" dediğinde bir çarpıcı gerçeği daha öğreniyor; annesi okuma yazma bilmiyor. Bunun gibi şeyler atlanmasa daha da derin bir hikaye ortaya çıkabilirdi. Ama tabii ki 12 bölüm olmanın azizliğine uğrayan bir hikaye oldu. Buna rağmen, bu şekilde bozmadan devam ederse gözümü kırpmadan tam puan verebileceğim bir anime olur.
Spoiler sonu.
Soundtrack albümü de internet alemine düşmüşken indirmemezlik etmeyin, mutlaka dinleyin. 
Animeyi gerçekten beğendiyseniz ve manga okumayı da seviyorsanız mangasına da mutlaka el atın derim.
Bir de demeden geçemeyeceğim; ileriki bölümlerde The Beatles'dan selam çakabilirler ve umarım bunu da atlamazlar. (The Beatles sever biri olarak bunu demesem olmazdı.)
Yazıya da seride en sevdiğim karakter olan Jun'dan But Not for Me ile nokta koyayım.


Continue Reading...

16 Nisan 2012

Kişisel Vol. 1

Neredeyse 1 yıldır bloguma el sürmüyordum. Biraz fazla abarttım sanırım. Arada kişisel şeyler de olsun bir şeyler yazmak lazım. 
Bu uzun arada çoktan mezun oldum. Hatta birkaç ay oldu bile. Şimdi de işsiz modunda takılıyorum. Gerçi geçirdiğim rahatsızlıklardan ve Comenius başvurumun sonucunu beklediğimden dolayı da iş arama olayına hiç girmiyordum bile. Tedavilerim yavaş yavaş biterken ve beklediğim sonucu da almışken artık bir yerden başlamanın da vakti geldi. Tek kötü yanı, öğretmen olunca iş bulma alanın daralıyor.
Ha, evet. Comenius başvurum reddedildi ama sebebini henüz öğrenemedim. Merakla mail atmalarını bekliyorum. Ama form eksiğinden kabul edilmemiş olursa cidden sinirim bozulur. Zira benden istedikleri bir formu okuldan alabilmek için resmen can vermiştim. Bütçe yetersizliğinden ise biraz rahat nefes alabilirim. Demek ki yazdığım form bir şeye benziyordu. Gelecek yıl tekrar başvurma niyetindeyim.
Tabii bu durum adam gibi kararlar almama da yardımcı oldu. Önce iş bulmayı sonra da İngilizce ve Japonca yanına bir dil daha öğrenmeyi düşünüyorum. (İtalyanca ve İspanyolca arasında gidip gelmekteyim.) Hem de Japonca sertifikamdan sonra bir dilden daha sertifika almak güzel olurdu. Ayrıca yeni bir dil öğrenmek en eğlenceli işlerden biri.
Japonca demişken, artık anime çevirilerini elimden geldiğince dinleyerek çevirmeye çalışıyorum. Özellikle Chihayafuru ve Sakamichi'de buna ağırlık verdim. 
Grubumuzun da 1. yılı birkaç hafta önce doldu bile. Zaman cidden çabuk geçiyor.
Durarara!! dönemlerinden beri çıkınca mutlaka alacağım dediğim figür sonunda çıktı. Tabii ki Shizuo Heiwajima figürü. Çıktığı gibi ön siparişini verdim bile. Şimdi iş Ağustosu beklemekte. İşte bu.
Çok fena alışveriş yapasım var. Özellikle çanta ve ayakkabı almak istiyorum. Adidas ve Hummel'da gözüme kestirdiğim modeller var ama bu aralar tek yapabildiğim bakmak.
Assassin's Creed 3 de çıksa artık.
Pottermore'da da Gryffindor'a girdim. Asam ise 12 inch, Unicorn Core, Beech, Reasonably Supple.
Kişisel Vol. 1 dedim ama bu kaçıncı kişisel yazım oldu ki?
Bir de bence Kuzey.




Continue Reading...

01 Temmuz 2011

AnoHana

Hemen bir itirafla başlayacağım. Ben bu animeyi izlerken, her bölümde zırladım. Evet, evet. Yanımda bir kutu peçeteyle izledim her bölümü... Tamam, en azından bir tane de olsa suratımı silmek için bir peçeteye ihtiyacım oldu. Çünkü bu seri, gerçekten de insanı gözyaşlarına boğuyor.
Tam adı "Ano Hi Mita Hana no Namae wo Bokutachi wa Mada Shiranai", Türkçesi ise "O gün gördüğümüz çiçeğin adını hala bilmiyoruz." olan anime, 2011 bahar sezonu animesiydi. Kişisel olarak söylersem, sezonun en sevdiğim animesi oldu.
Hikaye ana karakterlerden Jintan'ın evinde başlıyor. Başta Jintan ve arkadaşı Menma'yı evde vakit geçirirlerken görüyoruz. Evet, buraya kadar her şey normal, garip bir şey yok. Ta ki asıl olayı anlayana kadar. Menma aslında on yıl önce trajik bir şekilde ölmüş küçük bir kız. Jintan'la olan bağlantısı ise, onun çocukluk arkadaşı olmasıdır. Ama garip olan daha başka şeyler de vardır. Mesela, Menma büyümüş olarak geri dönmüştür ve onu tek görebilen ise Jintan'dır.
Jintan aslında kendini eve kapatmış bir gençtir, okula gitmeyi bırakmıştır. Çünkü on yıl önce olan bu olay, onu iyice içine kapatmıştır. Menma'yı görmeye başladığında, onu sadece kendi kafasında yarattığını düşünmeye başlar. Hatta Menma için sık sık "ore no sutoresu, ore no torauma/stresim, travmam" der. Fakat çok geçmeden anlayacaktır ki, Menma aslında kafasında değildir.
Tabii ki bunu paylaşmak isteyeceği kişiler olur. Ve gidip anlatacağı kişiler ise, kendi gibi Menma'nın diğer çocukluk arkadaşları Anaru, Yukiatsu, Tsuruko ve Poppo olacaktır. Fakat bu öyle kolay bir şey değildir, çünkü artık hiçbiri arkadaş değildir. Menma'nın ölümünden sonra "Süper Barış Savaşçıları" adını verdikleri grupları dağılmıştır, bunun sebebi ise herkes Menma'nın ölümünden dolayı Jintan'ı sorumlu tutmaktadır.
Fakat Menma için, eski dostlar bir araya gelecektir. Çünkü Menma'nın geri dönebilmesi için, dileğinin yerine gelmesi lazımdır. Tabii önce Menma'nın asıl isteğinin ne olduğunu bulmaları gerekmektedir. Ve bu da öyle kolay olmayacaktır.
Sadece konusuyla değil, müzikleriyle bile insanın tüylerini diken diken eden bir seri AnoHana. Özellikle her bölüm sonunda, anime daha bitmeden giren kapanış şarkısı, insanı biraz daha hüzünlendiriyor. Kapanış Ai Kayano'ya , açılış ise Galileo Galilei'ye ait. Açılışı buradan dineleyebilirsiniz. İki şarkı da favori olacak kadar güzel.
Çizimlere gelirsek, Toradora ve Katekyo Hitman Reborn'un karakter tasarımcılarından çıkmış bir seri. Anlayacağınız oldukça hoş çizimleri var.
Bu animeyle ilgili bir şey daha var ki, o da çevre tasvirleri aslında gerçek. Chichibu şehri baz alınmış. Şehir valisi animenin şehir turizmine katkıda bulunacağını düşünüyor. Hatta bir fan grubu oluşturulmuş ve hepsi de Jintan'ın (ilk ve üçüncü resimde görülen) kırmızı tişörtüyle geziyorlar. Mesela, ilk resimde görülen köprü için buraya bakabilirsiniz.
Sonuç olarak, trajedi seviyorsanız, kesinlikle kaçırmayın. "Ben ağlamaya gelemem, sonra kötü oluyorum" diyorsanız, yine kaçırmayın. Çünkü izlediğinize asla pişman olmayacağınız bir seri.


AnoHana Kapanış / Ai Kayano - Secret Base

Continue Reading...

21 Haziran 2011

2011 Yaz Sezonu Anime Listesi

Eskiden üşenmeyip teker teker konuları falan yazıyordum ama artık çok vaktim olmadığından şu duruma geldim. Buyrun 2011 Yaz Dönemi. İzleyeceklerimi de şöyle bir listeledim:

ANİME
Natsume Yuujinchou San
Uta no Prince-sama
Usagi Drop
Dantalian no Shoka
Kami-sama no Memo-chou
Ikoku Meiro no Croisée
Nurarihyon no Mago Sennen Makyou
OVA
Hakuouki
Ao no Exorcist
Nichijou
FİLM
Kokuriko-Zaka Kara
Heart no Kuni no Alice
Continue Reading...

Recently Watched Anime

Recently Read Manga

 

Sladhaugd.